
Jumbo Ebi Tempura
海老の天ぷら · ebi no tenpura
1543 yılında fırtınaya yakalanmış bir Portekiz gemisi Japonya’nın güneyindeki Tanegashima adasına sürüklendiğinde, iki dünya ilk kez yüz yüze geldi. Gemilerle birlikte tüccarlar, misyonerler ve onların mutfak alışkanlıkları da adalara ayak bastı. Katolik takviminde et yenmeyen dönemlere quatuor tempora denirdi; o günlerde Portekizliler unlanmış balık ve sebze kızartır, bunları Latince bu sözle anarlardı. Japonlar kelimeyi yemeğin adı sandı. Tempura 天ぷら, bir yanlış anlamanın çocuğudur.
Ama Japonya’nın aldığı her fikri inceltme huyu burada da işledi. Hamur inceldi, yumurta ve buz gibi su ile ancak şöyle bir karıştırılır oldu; topaklar kusur değil, doku sayıldı. Edo’nun seyyar tezgâhlarında tempura, körfezden çıkan karidesle özdeşleşti ve bambu şişlerde ayaküstü yenen bir sokak yemeğine dönüştü.
Bir söylenti de yemeğin ününe eşlik eder: Japonya’yı birleştiren shogun Tokugawa Ieyasu’nun 1616’daki ölümü, halk arasında hep o yeni moda çipura tempurasına bağlanmıştır. Tarihçiler bugün başka nedenler sayar; ama efsane, tempuranın karşı konulmazlığına yazılmış bir övgü gibi hâlâ anlatılır.
Jumbo karideslerimiz bu dört yüz yıllık tekniğin en gösterişli sunumu: dolgun, tatlı et; üzerinde dantel inceliğinde altın bir zırh.